...ve ansızın çıkageldi umarsız yürüyüşüyle bir şeyler anlatmaya çalışıyordu sanki hoyrat
ruhlara,birden güldü kendi kendine çalıkuşunun önünden geçerken,gökyüzüne baktı ve içeri girdi,insanlar hunharca bol soslu çift lavaş yiyorlardı,"çok uzun" zaman oldu dedi kendi kendine, bir iç çekti garsona seslenmek üzereyken yanında bir diğer garson belirdi,garson
"ne istersiniz efendim ?" diye sordu ,gözlerini kıstı "her zamankinden" dedi,yaklaşık 3 dakika sonra bol tereyağlı bir iskender geldi,garson hızlı adımlarla ilerliyordu o sırada zr çatalının olmadığını farketti,garsona seslenmek istedi ama yapamazdı çoktan uzaklaşmıştı e ansızın gözü kolumdaki çatala takıldı ne yapacağımı şaşırdım,yutkunamıyordum,kıpırdayamıyordum,korkuyordum..Gözlerini gözüme doğrulttu "korkma" dedi o an çatalımı isteyeceğini anlamıştım zaten başka da seçeneğim yoktu ve zr ile maceramız böylece başladı,bi de melih diye biri var bunun arkadaşı o biraz garip adam neyse...